Özellikle gebeliğin ilk 3 ayında değişken ruh hali oluştuğuna, sıklıkla
nedensiz ağlama nöbetleri görüldüğüne de dikkat çeken Dr. İbiş, “Arzu
edilen gebeliklerde dahi ilk aylarda gebeliği kabullenememe, içe
dönüklük ve pasiflik oluşabilir. İlerleyen aylarda da vücuttaki
değişiklikleri benimseyememe gelişebilir.
Son aylarda ise genellikle doğum korkusu, sağlıklı bebek dünyaya
getirme endişesi, ‘iyi anne olabilecek miyim?' endişesi yaşanır.
Bebeğin doğumu ve sonrasındaki harcamalar sırasında sıkıntı
yaşayacakları korkusu hem anneyi hem babayı huzursuz eder. Ekonomik
sıkıntılar anne adayı kadar babayı da strese sokar” dedi.
ANKSİYETE ARTIYOR
Hamilelik döneminde birçok etkenin strese yal açabildiğine işaret eden
Dr. İbiş şunları söyledi; “Gebelerde depresyon, anksiyete, stres
bulguları günümüzde gittikçe artmaktadır. Ayrıca günümüz yaşam
koşulları, kariyer peşinde koşan kadınlar ve çalışma koşullarının
zorluğu da gebe kadınların daha fazla strese maruz kalmalarına neden olmaktadır.
Hamileliğe bağlı ortaya çıkan bulantı, kusma, sık idrara çıkma, bel ağrısı, ellerde ve ayaklarda şişlikler, kilo
alımı gibi belirtiler hamile kadın için stres kaynağı olabilir.
Hamilelik sürecinde ortaya çıkan hormonal değişimler kadının psikolojik
durumunda ve mizacında değişikliklere neden olabilir."